Hasan Özdemir

İLİMBEY DERESİ KARAÇAM’DA TAŞTI

Muharrem Dayanç

Yazarın şu ana kadar yazılmış 26 makalesi bulunuyor.

15.10.2026 Perşembe günü, Geyve’ye bağlı Karaçam Köyü’nde, gece üçten günün akşam saatlerine kadar dere taşkınıyla uğraştık.

Yeşil bahçemizden geriye taşlı tarla kaldı.

Yine yeşerir biliyorum.

Bu dere eskiden de taşardı.

Çocukluğumuz taşan derenin bahçemize yığdığı taşları toplamakla geçti.

Çünkü bahçeyi sürmek ve ekmek zorundaydık.

Her taşkında, bahçenin ortasında bulunan değirmenin oluğuna su taşıyan arklar (tahtadan yapılmış su kanalları) bozulurdu, yıkılırdı.

Haftalarca onları onarırdık.

Değirmenin hemen altında oluşan su birikintisinde balıklar birikirdi, ölü ve az da olsa canlı balıklar, hem de o güne kadar derede görmediğimiz büyüklükte.

Sel suları, onları da uzak yurtlarından (dağlardan) alır bahçemize taşırdı.

Derenin hemen kenarına çınar, kavlağan ağaçları eken, bahçenin her yanında akasyalara özgürlük tanıyan babamın yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını kimseye anlatamadım bugüne kadar.

“Akasya arsız ağaç.” diyen eblehlere özellikle.

Akasya fakir dostu ağaçtır; çabuk büyür, imdada yetişir, gövdesi sert ve sağlamdır. Toprak ve insan ayırmaz, ama gel de anlat bunu dere bilmeyenlere, taşkın görmeyenlere, ağaç sevmeyenlere…

Dün ne mi yaptık?

Sabah saatlerinde, komşularımızdan Murat Tuncer’in küçük boy paletli dozeriyle derenin akış yönü değiştirilmeye çalışıldı ama bu iyi niyetli çalışma taşkını önlemeye yetmedi.

Özverili çabaları için Murat’a ve oğlu Eren’e teşekkür ediyorum.

Öğleden sonra, büyük boy paletli dozerlerle bu aşamada yapılabileceklerin hepsi yapıldı.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile Baltaoğlu (Karaçam) İnşaat’ın büyük boy paletli dozerleriyle bahçeye, diğer komşulara ve D-650 karayoluna taşan suyun önü toprak, çakıl ve taşlarla kapatıldı.

Şimdilik rahatlar gibi olduk, oysa bu derenin en kısa sürede ıslâh edilmesi, yarım bırakılan istinat duvarlarının yukarıya (iki yamacın birleştiği yere) kadar uzatılması, dere yolunun genişletilerek suyun akışına uygun hâle getirilmesi; bütün bunların suyun, bulutların, dağın, toprağın, taşkınların dilini bilen mühendisler ve yöneticiler tarafından planlanması gerekiyor.

Fazla zaman kaybetmeden…

…

Yeri gelmişken burada, D-650 karayolunun alt tarafına denk gelen, karayoluyla Sakarya Nehri arasında kalan “Dardağan Mahallesi”ni ilgilendiren bir sel, taşkın, toprak kayması sorunundan da bahsetmek isterim.

Taşan sular bizim bahçemizi ve evlerimizi bastı ama dere Sakarya Nehri’ne yaklaştıkça genişliyor ve diğer komşularımızın bahçe kenarlarını aşındırıyor, yüksekte kalan bahçelerin altlarını oyup topraklarını Sakarya Nehri’ne taşıyor.

Bir arkadaşımız dün isyan ediyordu: “Dere tarlamızı yuttu. On dönüm yerimizden geriye bir şey kalmadı.” diye.

Haklıydı.

Çünkü Sakarya Nehri’ne yaklaştıkça tehdit ikiye çıkıyor; bir tarafta dere suları, diğer tarafta Sakarya Nehri.

…

Karaçam’dan dere manzaraları şimdilik bu kadar.

Dün akşama kadar su taşkınlarını durdurabilmek için koşturan insanlar vardı.

Onları burada anmak ve teşekkür etmek isterim.

Tanımadıklarım ve gözden kaçırdıklarım varsa lütfen kusuruma bakmasınlar.

Öncelikle gece yarısından itibaren koşuşturup bizden çok yorulan Karaçam Köyü muhtarı Mustafa Yeniçırak’a teşekkür ediyorum.

Geyve Belediyesi ile Sakarya Büyükşehir Belediyesi öğleden sonra -başkanları da dâhil- tüm birimleriyle yanımızdaydılar.

Büyük boy paletli dozerler hava kararıncaya kadar derede ve bahçede düzenleme (ıslâh çalışması) yaptılar.

…

Bir kere daha anlaşıldı ki depremin yanı sıra sel de bu toprakların bir gerçeği.

Bilimsel çalışmalar ışığında bu iki tehlikeye karşı, bunlar gerçekleşmeden önlemlerimizi almak zorundayız.

Dün yaşananlar bunu, bize, bir kere daha hatırlattı.

Bu konuda ortak bilinç oluşturmak için ders kitaplarına deprem ve sel baskınlarıyla ilgili metinler konulabilir. Bunların kitaplara girmesi de şart değil,

Türkçe ve edebiyat öğretmenleri Sait Faik’in, Yaşar Kemal’in, Fakir Baykurt’un içinde taşkın; Tevfik Fikret, Nâzım Hikmet, Âşık Veysel gibi yazarların deprem barındıran metinlerini okutabilirler gençlere.

…

Son söz; sularımız kesik.

Bir de Adapazarı ve çevresinde büyük bir âfet yaşanırken cuma namazında Uşak vilâyetine yardım toplandı.

Diyanet’in sanırım burada olanlardan haberi yok.

Not: Türkiye’nin ve dünyanın her yerinden geçmiş olsun dileklerini gönderen, arayan dostlarıma, arkadaşlarıma, akrabalarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ