BİR BAYRAM RÜYASI
Namaza gelenleri yüksek sesle yardıma çağıran para toplayıcısı, bu bayram sabahına kadar duymadığım kelimelerle camiden çıkanlara sesini duyurmaya çalışıyordu. “Camimize yardım”, “ilçemizde inşaatı devam eden kurslara yardım”, “il müftülüğüne yardım” gibi alışılmış kelimelerin yerini “Çocuklar, hediyelerinizi almayı unutmayın!” sesi almıştı.
Bahçeye erkence bir vakitte konulmuş masa üzerinde camiye gelen çocuklara dağıtmak için özenle hazırlanmış hediye paketleri vardı. Hediyesini alan her çocuğa zarf içinde bir de bayram harçlığı veriliyordu. Olup bitenler inanılır gibi değildi. Rüya mıydı, gerçek miydi bütün bu yaşadıklarım, bilmiyordum. Kim düşünmüştü bunları, ne zaman düşünmüştü ve benim bundan niçin haberim olmamıştı. “Böyle güzellikleri yalnız ben hayal etmiyormuşum” diyerek bir kere daha mutlu oldum.
Bayram namazına gelen çocuklar hediyelerini ve harçlıklarını alıp evlerine dağıldıkça, namaza gelmeyenler de olanları -bir yerlerden- duymuş olacaklar ki, cami önünde toplanmaya başladılar. Çocuklar, kuşlar gibi, cami avlusunda kanat çırpıp cıvıldaşıyorlardı, selatin camilerdeki güvercinler misali.
Pozitif ayrımcılık olarak düşünürseniz üzülürüm ama söylemesem olmaz, oyuncak bebeklerden aldığım habere göre, kadınlar da bu iyilik rüyasına katılmış olmalılar.
İnanamıyordum, sessiz bir devrimdi bu, hem de çocuk sevinçleriyle başlayan. İstemekten önce vermeye odaklanan bir devrim. Bu bayram, her bayramdan daha başka bir mutluluk kaplamıştı içimi.
Yola paralel uzanan camide bayram namazını kılmak için duran bir misafirin, görüntülü olarak yaptığı görüşmede söylediklerini işitince daha bir büyüdü yüreğimdeki umut, heyecan, mutluluk: “Bu sabah, bayram namazını dünyanın en güzel camisinde kıldım. Namaz çıkışı çocuklar, gördüğünüz gibi, bayram hediyelerini ve harçlıklarını alarak koşa koşa evlerine gidiyorlar! Bahçe onlarla ve meleklerle dolu…”
Bir abla hasta kardeşi için hediye almaya gelmişti, oradakilerden biri “Kırmayın çocuğu!” dedi kısık bir sesle. Oysa bütün dünya duymuştu bu sesi, bulutlarla ve rüzgârla beraber.
Güzel haberler ne çabuk yayılıyormuş meğer.
Dünyanın her yerine ne çabuk ulaşıyormuş çocuk sevinçleri.
Sosyal medya fenomenleri, bugüne kadar benzeri pek yaşanmayan bu bayram coşkusunu haber yapacaklar mı, göreceğiz!
Böyle bir bayram inceliğini kim düşündüyse bir devrimin fitilini tutuşturmuştu bilmeden. Dünyanın acı çeken bütün çocuklarına (hatta büyüklerine) umut olacak bu kutlama hangi kalplerden doğduysa güneş de oradan doğacaktı artık, merhamet güneşi, kardeşlik güneşi…
Bu sabah, uzun bir aradan sonra, kalbim ilk defa bir kuş kalbi gibi pır pır attı ve çocuk olmak istedim. (6 Haziran 2025, Cuma)