OBEZİTE
Obezite derecesi, BKİ ile belirlenmektedir. Bireyin kg cinsinden ağırlığının bireyin boyunun (metre cinsinden) karesine bölünerek bulunmaktadır. BKİ’si 30kg/m2 üzerinde olan bireyler obezite derecesine göre sınıflandırılmaktadır.
BKİ yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte ortalama 19-24.99’u ideal BKİ olarak söyleyebiliriz. BKİ’ye ek olarak bel çevresi uzunluğu da obezitede önemli bir kriterdir. Erkeklerde bel çevresi ≥94-102 cm, kadınlarda da ≥80-88 cm üzeri risk olarak nitelendirilir. Bel/kalça oranı erkeklerde 0,95 ve kadınlarda 0,88’in üzerinde olması obezite riskini arttırmaktadır.
Başlıca obezite risk faktörleri şunlardır:
- Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları (karbonhidratlı ve yağlı besinlerin olması gerekenden fazla tüketilmesi)
- Yanlış beslenme alışkanlıkları (ödül-ceza sistemi ile beslenme, anksiyete sonucu aşırı yeme, öğün atlama, az çiğneme ve hızlı yemek yeme, az su içmei fast food ile beslenme)
- Sık sık düşük kalorili diyetlerin yapılması
- Yetersiz fiziksel aktivite
- Yaş ve cinsiyet
- Eğitim düzeyi
- Sosyo-kültürel etmenler
- Genetik, hormonal ve metabolik etmenler
- Ekonomik etmenler
- Psikolojik sorunlar
- Kullanılan bazı ilaçlar (antidepresan gibi)
- Doğum sayısı ve 2 doğum arası geçen süre
Obezitenin tıbbi tedavisinde; beslenme tedavisi, fiziksel aktivitenin arttırılması, davranış değişikliği, farmakolojik tedavi ve cerrahi girişimlerdir. Bu yöntemler birlikte uygulandığında hem vücut ağırlığının azaltılmasında hem de kaybedilen ağırlığın geri kazanılmamasında olumlu etkiler gözlemlenmiştir.
TIBBİ BESLENME TEDAVİSİ
Çok fazla yemek, az çiğnemek, hızlı yemek yemek, öğün atlamak, stresli durumlarda fazla yemek, ikramları reddetmemek, akşam yemeğinden sonra uyuyana kadar bir şeyler yemek, az su içmek, obeziteye sebep olan yanlış davranışlardan bazılarıdır.
Obezitede tıbbi beslenme tedavisinin amaçları:
- Vücut ağırlığını ilk önce arzulanan düzeye daha sonra olması gereken düzeylere indirmek ve sabitlemek.
- Besin ögesi gereksinimlerini yeterli dengeli bir şekilde karşılamak.
- Yanlış beslenme alışkanlıklarının yerini doğru beslenme alışkanlıkları ile değiştirmek.
Enerji
Kişinin alması gereken enerji tamamen kişiye özel hesaplanmalıdır. Asıl önemli olan kişinin günlük aldığı enerjiden daha çok fiziksel aktivite ile harcadığı enerjidir.
Protein
Kaliteli protein kaynaklarına günlük beslenmede yer verilmelidir. Doymuş yağ içeren kırmızı et yerine daha çok tavuk, hindi ve balık eti tüketilmelidir. Tam yağlı sütler yerine yarım yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri tercih edilmelidir. Protein midede geç sindirilip tokluk yaratıp iştahı baskıladığı için bireyin günlük beslenmesinde uygun miktarlarda mutlaka bulunmalıdır.
Yağ
Yağlı besinler, proteinli besinler gibi tokluk sağlar. Günlük yağ gereksinmesi bireyin alma gereken enerji gibi bireye özel belirlenir. Önemli olan bireyin sağlıklı yağlar olarak bildiğimiz doymamış yağları tüketmesidir. Yağlı tohumlar, avokado, zeytinyağı… vb. örnek verilebilir.
Doymuş yağ içeren besinler (margarin, tereyağı, paketli gıdalar vb.) günlük beslenmede bulunmamalıdır.
Karbonhidrat
Günlük enerjinin yarısı veya fazlası karbonhidratlardan karşılanmalı. ‘Ekmeği kes kilo verirsin’ düşüncesinin bilimsel açıdan asla doğruluğu yoktur. Çünkü vücudun temel enerji kaynağı karbonhidratlardır. Karbonhidrat az tüketildiğinde vücut proteinleri sindirmeye başlar ve kas kaybı görülür. Burada önemli olan kişinin gereksinmesi kadar tüketmesi ve basit şekerden ziyade kompleks karbonhidrat tüketimidir.
Basit şekerler: Çay şekeri, paketli gıdalarda bulunan şekerlerdir.
Kompleks karbonhidrat: kurubaklagiller, tam tahıllarda bulunmaktadır.
Bunun yanında meyve tüketimi de günlük 2-3 porsiyon şeklinde olmalıdır.
Günlük sıvı tüketimi
Ortalama 2,5-3 litre olmalıdır. Sıvı tüketimi tokluk sağlanması adına, kabızlığın önlenmesinde ve metabolizmanın çalışmasında rolü büyüktür.
Günlük olarak sağlıklı beslenildiğinde vitamin-mineral eksikliği çok fazla gözlemlenmez. Ama eksikliği gözlemleniyorsa doktorun tavsiyesi ile vitamin- mineral takviyeleri kullanılmalıdır.
Günlük tuz tüketimi
Ortalama 5 gramın altında olmalıdır. Fazla tuz tüketimi ödeme sebep olabildiği gibi aynı zamanda hipertansiyon ve kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarına da neden olabilmektedir.
Posa(lif)
Günlük posa (lif) alımının yüksek olması çok önemlidir. Kişi posayı günlük olarak uygun miktarda sebze, meyve ve kompleks karbonhidrat tükettiğinde karşılamaktadır. Posalı besinler çok çiğneme gerektirdiği için yemek yeme zamanını uzatır, midedeki sindirimi geç olduğu için tokluk süresi uzar, dışkı hacmini çoğaltarak bağırsak hareketlerini ve bağırsaktan geçiş hızını arttırır. Bu şekilde bireyin ağırlık kaybetmesine yardımcı olur.
Öğün Düzeni
Bireye göre değişmekle birlikte günlük en az 3 öğün olması gerektiğini söyleyebiliriz. Az az sık sık beslenme önerilmektedir. Kişinin yaşam tarzına göre öğünler şekillendirilmelidir.