Karaçam Köyünde 80 li Yıllarda Neler vardı ?
Köyümüzde 80’lerde Neler Vardı?
Köyümüzde 80’li yıllar…
Bugün dönüp baktığımızda, “yokluk” dediğimiz ama aslında hayat dolu olan yıllar.
O zamanlar köyümüzde tarım vardı.
Toprak boş durmazdı. Her karışında bir emek, bir umut vardı.
Meyve bahçeleri vardı. Dalından koparılan elmanın tadı, bugün hiçbir markette yok.
Eşek vardı.
Evet, eşek…
Yük taşırdı, yol arkadaşıydı, sessizdi ama vazgeçilmezdi.
Bugün insan gerçekten eşek görmeyi özler mi?
Özlüyormuş… Çünkü onunla birlikte yavaşlığı, sabri, doğallığı da kaybettik.
Değirmen vardı.
Sadece un öğütmezdi; sohbet öğütürdü, muhabbet dönerdi.
İnsanlar beklerken konuşur, hal hatır sorardı.
Kana kana su içilen sokak çeşmeleri vardı.
Kimse “içilir mi?” diye sormazdı.
Su berraktı, güven vardı.
İmece vardı.
Birinin işi, herkesin işiydi.
Ev yapılırdı, tarla sürülürdü, kimse “bana ne” demezdi.
Saygı vardı.
Büyüğe saygı, küçüğe sevgi.
Söz dinlenirdi, edep bilinirdi.
Tavuk vardı, inek vardı.
Yumurta sabah kümesten alınırdı.
Süt kapıya kadar gelirdi.
Şimdi köy yerinde domatesi marketten alıyoruz.
Asıl soru şu: Bu normal mi?
Bugün baktığımızda, saydıklarımızın çoğu ya yok ya da çok az.
Modernleştik diyoruz ama sanki biraz da yalnızlaştık.
Her şey var ama bir şeyler eksik.
Belki de mesele eşek değil…
Değirmen değil…
Çeşme değil…
Mesele;
birlikte yaşamak,
yetinmek,
paylaşmak.
80’lerde her şey yoktu ama herkes vardı.
Şimdi her şey var ama birbirimize bakmaya vaktimiz yok.